Yabancılarla Chat Sohbet Siteleri

Dünya Milyarlarca insana sahip bir gezegendir. Bizler bizden farklı duruşta dilde Tarzda olanlara Yabancı itaamı kullanırız genel itibariyle. Yabancılarla sohbet etmek isteyenlerin çoğu dil farklılığından yakınırlar, ve cep telefonlarında genel olarak sözlükle bu durumu yaşarlar. Dili bilen eden varsa ne ala ve bu insana keyif veren durumlara giriyor.

Dünya sohbet olarak bu adın hakkı olarak bu sayfayı sizlere sunduk yabancı ülkeden sitemize giren Türk vatandaşı olmayan insanlarda oluyor ve olucaktır bunlara sohbet chat olanaklarına sahip olmak isteyenler için Yabancı sohbet kanalları yani Yabancı sohbet odalarımızda keyifli anlaşılır sohbete varabileceğinizden kuşkunuz olmasın.

Dünyada yüzlerce ülke var ve bu ülkelerin kendilerine has bayrakları,Giyim kuşamları,Dilleri,Yemekleri,Örf adetleri eğitim düzeyleri çalışma prensibleri ortamları dinleri vs farklı durumlardadırlar.

Yabancı insanların sitesinde sohbet arayışına girenlere şunu söylemek istiyoruz kendileri de bizim site üzerinden sohbet arayışlarına girmekte oluyorlar. Kendileriyle birlikte burada rahat sohbet imkanına sahip olacaksınız.

Yabancı bayanlarla sohbet etmek isteyen erkekler bu arayışınıza cevaben seviyeli ortamda seviyeli sohbet etme şartıyla Bayanlar erkeklerle ve Erkekler yabancı bayanlarla chat yapabilir.

Her ülkeden sayfamıza gelen Yerli yabancı tüm insanların seviyeli bir ortamda tanışıp arkadaşlık kurduğu Yabancı canlı sohbet sitesinde dediğimiz üzere seviyeli muhabbetin dışına çıkmamak adına keyifli sohbetin tadına varavaksınız.

Sizlere dünyalar dolusu Yabancılarla sohbet chat dileriz.

 

Etiketler:

Yabancılarla Chat Sohbet Siteleri Konusuna 3 Yorum Yapıldı
  1. ozan yuksek dedi ki:

    merhaba

  2. selın dedi ki:

    leziz

  3. Emre dedi ki:

    KIYAMET GÜNÜ YAŞANACAK OLAYLAR

    *** İÇİNDEKİLER ***

    SUR’A ÜFÜRÜLÜŞ
    KIYAMET ANINDA YERYÜZÜNDE ŞİDDETLİ SARSINTILAR OLACAKTIR
    YER AĞIRLIKLARINI DIŞA ATIP, ÇIKARIR
    DAĞLARIN DURUMU
    DENİZLERİN DURUMU
    DENİZLERİN YANMASI
    DENİZLERİN TAŞMASI
    GÖKYÜZÜNÜN DURUMU
    YILDIZLARIN, GÜNEŞ’İN VE AY’IN DURUMLARI
    KIYAMET GÜNÜ İNSANLAR ŞİDDETLİ KORKU YAŞAYACAKLARDIR
    İNSANLAR SARHOŞ GİBİDİR
    GÖZLERDEKİ DEHŞET İFADESİ
    ÇOCUKLARIN SAÇLARININ BEYAZLAŞMASI
    HAYVANLARIN DURUMU

    SUR’A ÜFÜRÜLÜŞ

    Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.” (Kaf Suresi, 20)

    Sur’a üfürülmesi, Allah’ın Kuran’da bildirdiğine göre, dünya hayatının bittiğini ve ahiretin başladığını haber veren ilk alamettir. Dünyada kaldığı süre boyunca bu büyük günde göreceklerine karşı haberdar edilen ve verecekleri hesap ile uyarılan herkes, artık kendilerine vaat edilen gerçekle karşı karşıyadırlar. Hiç beklenmedik bir anda duydukları bu ses daha önce duyulan seslere hiç benzemeyen bir sestir. İnsanlar, kendilerine verilen sürenin son bulduğunu bu işaretten anlayacaklardır. Bu ses, küfre sapanların sonsuza kadar kesintisiz olarak yaşayacakları dehşet ve yılgınlık dolu, zorlu bir günün başladığının habercisidir:

    Çünkü o boruya (sur’a) üfürüldüğü zaman, İşte o gün, zorlu bir gündür; Kafirler içinse hiç kolay değildir. (Müdessir Suresi, 8-10)

    Bir sabah işe giderken, veya bir gece vakti hırslarını ve beklentilerini ertesi sabaha erteleyip uyumaya hazırlanırken, birdenbire “Sur”un sesini duyan bir insanın ruh hali kuşkusuz çaresiz olacaktır. Sürdürmek istediği düzenin son dakikaları gelmiş, bildiği halde inanmayı reddettiği bu muazzam gerçek kendisini aniden yakalamıştır. Hayat boyu kendisini koruyacağını sandığı sahte güçlere sığınmış bir insan için, o an yardım isteyebileceği kimse ya da sığınabileceği hiçbir yer yoktur artık. Çünkü herkes aynı durumdadır, çaresizlik içinde başlarına geleceklere teslim olmuşlar, dünya üzerinde o zamana kadar yaşamış olan tüm insanlar Allah’ın huzurunda toplanmaya başlamışlardır:

    Sur’a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler. (Yasin Suresi, 51)

    Sur’un sesi bir inkarcı için “hayatı boyunca kaçıp durduğu gerçeklerle karşılaşma” demek olduğu gibi, “artık yaptıklarını telafi imkanının ortadan kalktığı anı” da ifade eder. Dünyada yapılan tüm hataların bir telafisi olabilir. Ancak herşeyin sonunun geldiğini bildiren bu ses, yapılan hataların telafisi için artık vakit kalmadığının habercisidir. O gün her kişi karşılaştığı bu gerçeğe boyun eğecektir:

    Sur’a üfürüleceği gün, Allah’ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri ‘boyun bükmüş’ olarak O’na gelmişlerdir. (Neml Suresi, 87)

    Geçici bir çıkar uğruna tercih edilmiş olan dünya hayatı, Sur’un sesiyle artık son bulmaktadır. Bütün insanlar, kendilerine vaat edilenler ile karşı karşıyadır. Meydana gelen olayların gerçekliğinin insanlarda uyandırdığı sarsıntı çok büyüktür. Tüm insanlar aynı çağrıya uymakta, geri dönüşü olmayan gerçekle karşılaştıklarının farkına varmaktadırlar. Dünya hayatında en çok övündüğü, soy ağaçlarını hazırladığı, şecerelerini çıkardığı ataları, akrabaları ve çocuklarıyla olan bağları artık kopmuştur:

    Böylece Sur’a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar yoktur ve soruşturmazlar da. (Mü’minun Suresi, 101)

    KIYAMET ANINDA YERYÜZÜNDE ŞİDDETLİ SARSINTILAR OLACAKTIR

    Kıyamet günü her canlının duyabileceği Sur’un sesini, kulakları patlatan bir gürültü izler ve yeryüzü daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sarsıntıya tutulur. Dev boyutlardaki dağlar, ağaçlar, gökdelenler, binalar kısaca yeryüzünün her noktası aynı anda sarsılmaya başlar. Bundan önce hiç rastlanmamış bu sarsıntı karşısında insanlar büyük bir paniğe kapılırlar. En korkunç olan ise bu sarsıntıdan kaçacak ya da sığınıp kurtulabilecek hiçbir yerin olmamasıdır. Çünkü bu sarsıntı daha önce insanların görmüş oldukları ve yalnızca belli bir bölge ya da şehirde meydana gelen, saniyelerle hesap edilen depremlerin bir benzeri değildir. Bu kez yaşanan, hiçbir kaçışın olmadığı, aynı anda dünyanın dört bir yanında başlayan ve dünyayı yerle bir edecek olan bir sarsıntıdır. Dünyayı yerle bir edinceye kadar da son bulmayacaktır:

    O sarsıntının sarsacağı gün, Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek. O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak. Gözler zillet içinde düşecek. (Nazi’at Suresi, 6-9)

    Kıyamet günü karşılaşılacak olan sarsıntı ne şiddet, ne meydana gelen sonuç ne de kapsam olarak daha önce dünyada yaşanan depremlere benzemeyecektir ve herşeyden önemlisi geride değil enkaz, tek bir yaşam belirtisi dahi bırakmayacaktır. İnsanların hepsi Sur’un üfürülüşü ile anlayacaklardır ki, bu sarsıntılar daha önce yaşadıklarının bir benzeri değildir; hiçbir şekilde kaçıp kurtulma ihtimali yoktur. Kuşkusuz insanlar, kıyamet saatine dair herşey gibi, meydana gelecek ve kaçış imkanı olmayacak bu sarsıntılar için de uyarılmışlardır. Bir ayette şöyle denir:

    Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. (Hac Suresi, 1)

    Kuran’da o gün yeryüzünün yerle bir olacağı şöyle bildirilmiştir:

    Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu, Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman; O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? (Fecr Suresi, 21-23)

    O gün insanların bundan önce güvenle üzerinde gezindikleri yer ayaklarının altından kayar. Türlü bahanelerle Allah’ı inkar için çaba göstermiş ve ne yapması gerektiğini bildiği halde ibadet etmekten kaçmış olan her kişi, sonunda Allah’tan başka sığınılabilecek bir güç olmadığını çok iyi anlar. Ama artık kendileri için ne geriye dönüş, ne yaptıklarını telafi imkanı vardır.

    YER AĞIRLIKLARINI DIŞA ATIP, ÇIKARIR

    Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı, Ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman; O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir.” (Zelzele Suresi, 2-5)

    Kuran ayetlerindeki tariflere göre “yerin ağırlıklarını dışa atması” ifadesiyle o gün yerin altında bulunan pek çok şeyle birlikte, çekirdekte bulunan magmanın da tamamıyle yerin üstüne çıkacağı işaret edilmektedir. Yeryüzünün tümünde meydana gelen şiddetli sarsıntılar ve yerin tüm katmanlarının kırılması böyle bir şeyin kolaylıkla gerçekleşebilmesi için gereken altyapıyı oluşturacaktır. Yani kıyamet gününde şiddetli depremler yerin altını üstüne getirecek, insanlar başlarına çöken dağlardan, dev binalardan kurtulmaya çalışırken yerdeki çatlaklardan fışkıran lavlar her yanı saracak, bu da insanların ölümden hiçbir şekilde kaçışlarının olmadığını bir kere daha anlamalarına sebep olacaktır. Felaketleri felaketler izleyecek, birinden kurtulmaya çalışan, bir diğeri ile karşılaşacaktır.
    O gün yeryüzü Allah’a karşı boyun eğmiştir. Bu durum Kuran ayetleri ile bildirilmektedir:

    Yer, düzlendiği, içinde olanları dışa atıp boşaldığı, Ve ‘kendi yaratılışına uygun Rabbine boyun eğdiği zaman. (İnşikak Suresi, 3-5)

    Artık nihai gün gelmiştir. İnsanlara verilen süre dolmuş ve herşey son bulmuştur. Bu günden kurtulabilecek hiçbir canlı yoktur. Tüm olaylar sona erdiğinde yeryüzünde tek bir tohum, tek bir bitki, tek bir mikroorganizma kalmayacak, tüm yaşam dünya ile birlikte tamamen yokolacaktır.
    O gün yerin dışarı atacağı ağırlık, yalnızca magma katmanı değildir. Magma hem mantonun içindeki hem de mantoyla kabuk arasındaki ısı ve madde alışverişlerinin başlıca taşıyıcısıdır. Yani muhtemelen magma ile birlikte taşınan yerin altındaki birçok madde, yüksek bir sıcaklıkla birlikte yerin yüzeyine çıkacaktır. Bu da yeryüzünün görülmedik bir şekilde ısınmasına neden olacaktır. Gerçekleşen olaylar sonucunda, yerin altında bulunan petrol, kömür gibi madenlerle birlikte tüm fosiller ve cesetler, tüm kalıntılar, kısaca yerin altında bulunan canlı cansız herşey dışarı atılacaktır. Kısaca yerin altı üstüne gelecektir.
    Yine yeraltı suları, sarsıntının şiddetiyle kırılan yerin katmanlarından dışarı fışkıracaktır. Basınçlı suyun etkisi ise oldukça şiddetlidir. Hem fışkırmanın başladığı bölgede önemli hasarlar meydana gelecek hem de yaşamı olumsuz etkileyen bir su tabakası yeryüzüne yayılacaktır.

    DAĞLARIN DURUMU

    Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman… (Mürselat Suresi, 10)

    Kıyamet günü yaşanacak sarsıntı Allah’ın dilemesi dışında – dünyada o güne kadar eşi benzeri asla gerçekleşmemiş şiddette bir sarsıntıdır. Bu sarsıntı, birer kazık gibi yerleşerek yeryüzünü şiddetli depremlere karşı koruyan dağların dahi dayanamayacağı kadar büyüktür. Yeryüzündeki en sağlam yapılar olan ve sarsılmaz sıfatını taşıyan dağlar yerlerinden oynatılıp, altındaki toprakla birlikte kaymaya başlar. Kuran’da o gün dağların hareketlenişini anlatan bazı ayetler şu şekildedir:

    Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür. (Tur Suresi,10)
    Dağlar yürütülmüş, artık bir serap oluvermiştir. (Nebe Suresi, 20)
    Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiçbirini dışarda bırakmamışızdır. (Kehf Suresi, 47)

    Yeryüzünün büyük bir bölümü dağlarla kaplıdır ve bunların aynı anda yerlerinden sökülerek hareket etmesi, böylesine dev boyutlardaki kara parçalarının yerin üzerinde kızak gibi kayıp biraraya toplanması ve yerin dümdüz bir hale gelmesi elbette insanın görebileceği en ürkütücü manzaralardan birisi olacaktır. Böyle bir anı insanın gözünde canlandırabilmesi oldukça zordur.
    Düşünün ki insanların zirvesine erişmekte zorlandıkları ve yerinden oynamaz diye düşündükleri Himalayalar, Alpler, Toroslar bir anda sarsılmaya ve yerlerinden oynamaya başlayacaklardır. Binlerce metre yükseklikteki dağlar ve bu dağların yamaçlarına kurulmuş olan şehirler bir anda yerle bir olacaktır.
    Sağlam olan ve insanın karşısında aciz kaldığı dağlar kıyamet günü toz haline gelirler. Bu olay o gün yaşananların şiddetini anlayabilmemiz açısından çok etkili bir örnektir. Dünyada bulunan tüm dağların aynı anda kum yığını haline gelmesi, o heybetli yapıların bir anda çökmesi dehşet verici bir durumdur. Ayrıca Allah’ın sonsuz gücünü anlayabilmek ve kadrini takdir edebilmek açısından da çok önemlidir. Kuran’da dağların kıyamet gününde alacağı şekil şöyle anlatılır:

    (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur. (Müzemmil Suresi, 14)

    Yine Kuran’da o güne ait olarak verilen bir bilgi de, dağların parçalanarak çökmesinden sonra yeryüzünün hiçbir tümseği olmayan bir düzlüğe dönüşeceği şeklindedir:

    Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: “Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak. Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır. Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek. (Taha Suresi, 105-107)

    Şu an dışarıya baktığımızda bizlere oldukça aşina gelen engebeli görüntü, o gün tamamen düz bir hat haline gelecektir. Uçsuz bucaksız bir düzlük üzerinde insanların tümü biraraya toplanacaktır. Allah bu gerçeği şöyle vurgular:

    Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiçbirini dışarda bırakmamışızdır. (Kehf Suresi, 47)

    O gün dağlar, üzerlerindeki bitkiler, çiçekler, tüm yeşillikler ve içlerinde barındırdıkları renk renk madenler, farklı tür ve renklerdeki topraklarla birlikte etrafa saçılacaktır. Toz duman olan dağlar, tüm ihtişamlarıyla parçalanıp, dağılacaktır. Bu renk cümbüşü ayetlerde “renkli yünlere” benzetilmektedir:

    Ve dağların ‘etrafa saçılmış’ renkli yünler gibi olacakları (gün). (Kaari’a Suresi, 5)
    Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak. (Mearic Suresi, 9)

    O gün var olan herşey yok olmakta, yeryüzü ve dağlar hep birlikte yerlerinden oynatılıp kaldırılmaktadır. Ne sığınılabilecek bir yer, ne dayanılabilecek bir güç, ne de alınabilecek bir tedbir vardır:

    Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vuku bulmuş (gerçekleşmiş)tur. (Hakka Suresi, 14-15)

    DENİZLERİN DURUMU

    Kabarıp, tutuşan denize, şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir. (Tur Suresi, 6-7)

    Dağların renkli yünler gibi dağılıp parçalandığı, yerin tüm ağırlıklarını dışarıya attığı kıyamet günü denizlerde meydana gelen olaylar da Allah’ın sonsuz büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kuran’da bildirildiğine göre o gün denizler yanacak ve fışkırıp taşacaktır.

    DENİZLERİN YANMASI

    Yeryüzündeki bütün denizler alevler içinde kalacak, önüne geçilemeyecek bir ateş ve alev topluluğu insanlara yönelecektir. O gün, Kuran’ın ifadesiyle “denizlerin tutuşturulduğu zaman”dır. (Tekvir Suresi, 6) Yaşanan olaylar sonucu karada olduğu gibi denizde de yaşam son bulacaktır. Normal şartlarda serinlik ve rahatlık hissi veren, üzerinde ulaşımın sağlandığı, içinden rızık temin edilen denizler bir anda etrafa müthiş bir sıcaklık yayacaktır. Denizlerde dev dalgalar yerine alev bulutları yer alacak, havadaki duman oksijeni büyük oranda tüketecektir. Uçsuz bucaksız denizlerin alev alev yanan ve şiddetle fokurdayan görüntüsü, dünyanın geniş bir alanına hakim olacak ve pek çok felaketi de beraberinde getirecektir.

    DENİZLERİN TAŞMASI

    Kuran’da kıyamet günü gerçekleşeceği bildirilen olaylardan biri de “denizlerin taşmasıdır.” (İnfitar Suresi, 3) O gün Allah’ın dilemesi ile karadan gelecek olan felaketlere denizlerden gelenler de eklenecektir. Kıyamet gününde yerin üstünde olduğu gibi denizlerin altında da sarsılmayan hiçbir yer kalmayacaktır. Bu durumda denizlerin altında meydana gelen şiddetli sarsıntılarla birlikte denizler de taşacak ve o ana dek bilinen dalgalarla kıyas olmayacak şekilde tüm yeryüzüne etki edecektir.

    GÖKYÜZÜNÜN DURUMU

    Kıyametle birlikte gelen yıkım ve dehşet yalnızca yerde gerçekleşecek olaylarla sınırlı değildir. O gün insanın bildiği, alıştığı ve sonsuza dek varlığını sürdüreceğini sandığı tüm varlıklar ve düzenler bozulmaya uğrarlar. O gün dünya tarihi boyunca kapsamı anlaşılamamış, sırlarına son yüzyılda ulaşılabilmiş, akıllara durgunluk veren büyüklükteki gök cisimleri ve uzay için de ölüm vakti gelmiştir. Gökyüzü, ay, güneş, yıldızlar ve gezegenler de o gün parçalanıp, yok olurlar:

    Şüphesiz, size vaat edilen gerçekleşecektir. Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman, Gök yarıldığı zaman… (Mürselat Suresi, 7-9)

    Allah, var olan herşey için olduğu gibi gökyüzündeki bu muazzam dünya için de görülmemiş bir son hazırlamıştır. O gün, gök tüm işlevlerini kaybeder. Artık onun da, Allah katında belli olan eceli gelmiştir. Allah kıyamet günü göklerde meydana gelecek olayları şöyle bildirir:

    “O gün gök, sarsılıp çalkalanır.” (Tur Suresi, 9)
    “Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O’nun va’di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.” (Müzemmil Suresi, 18)
    “Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ‘sarkmış-za’fa uğramıştır.” (Hakka Suresi, 16)

    Kuran’da o gün “gökyüzünün erimiş maden gibi” olacağı bildirilir. (Mearic Suresi, 8) Atmosfer o gün erir ve akkor haline gelerek yanmaya başlar. İnsanlar masmavi görmeye alışık oldukları gökyüzünü, o gün kızıl olarak görürler. Gökyüzü yarılıp erimiş, adeta yağ gibi olmuştur. O gün “gögün yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman”dır. (Rahman Suresi, 37)

    YILDIZLARIN, GÜNEŞ’İN VE AY’IN DURUMLARI

    Kıyamet günü geldiğinde var olan herşey gibi gök de çatlayıp yarılacak ve tüm işlevlerini kaybederek, Kuran’da belirtildiği gibi eriyerek akacaktır. Kuran’da Tekvir Suresinin ilk ayetinde kıyamet gününden bahsederken, “Güneş köreltildiği zaman” ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifadeden güneş ışığının dünyaya artık hiçbir fayda sağlamayacağı anlaşılır.
    Kıyamet günü dünyaya aydınlık veren güneş ve dolayısıyla ay kararacaktır. O gün, dünyaya ışık gelmemesinin tek sebebi atmosferin yok olması değildir. Çünkü Kuran’da bildirildiği gibi o gün yalnızca gökler, yer ve ikisi arasında olanların yok olduğu bir gün değildir. Tüm evrenin yokoluş günüdür. Tüm gezegenler, yıldızlar, güneş ve ay yörüngelerinden çıkacak, yıldızlar yokolacak, gökcisimleri birer birer ölecektir.
    O gün insanların hep erişilmez, görkemli ve gizemli gördükleri yıldızların da ölüm günüdür. Her biri nizam ve denge ile döndükleri yörüngelerinden çıkarak, dağılıp yayılacaklardır. (İnfitar Suresi, 2)
    Her saniye enerji üreten bu yıldızlar kıyamet günü geldiğinde artık güçlerini yitirip yokolurlar. Kuran’da kıyamet gününde yıldızların durumu şu şekilde anlatılır:

    Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman. (Tekvir Suresi, 2)
    Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman. (Mürselat Suresi, 8)

    İnsanların o günkü çaresizliği bir ayette şöyle anlatılır:

    Ay karardığı, Güneş ve ay birleştirildiği zaman; İnsan o gün: ‘Kaçış nereye?’ der. Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok. O gün, ‘sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)’ yalnızca Rabbi’nin katıdır. İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir. (Kıyamet Suresi, 8-13)

    KIYAMET GÜNÜ İNSANLAR ŞİDDETLİ KORKU YAŞAYACAKLARDIR

    Kuşkusuz kıyametin vuku bulacağı gün, inanmayanlar için zorlu bir gündür:

    Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak. (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz. Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. (Mearic Suresi, 8-14)
    Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün; İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür. (Furkan Suresi, 25-26)

    Henüz bebeklik çağında olan çocuklar bile o gün aileleri tarafından terkedilir. Kuran’da o zorlu günde yaşanacak olayların paniğiyle kadınların emzirdikleri çocukları dahi unuttukları bildirilmiştir. İnsanlar hiç beklemedikleri ve daha önce eşini benzerini görmedikleri bu olaylar karşısında ne yapacaklarını şaşırırlar. Korku öylesine ani ve şiddetli bir şekilde gelmiştir ki, hamile kadınlar bu şokun etkisiyle çocuklarını düşürürler:

    Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. (Hac Suresi, 2)

    Hamile kadınların kıyamet günü çocuklarını düşürmesi, korkunun şiddetinden vücut fonksiyonlarının bozulacağını göstermektedir. Kıyametin korkunç bir bela olduğu ayette şöyle bildirilir:

    Yakında o toplum bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. Daha doğrusu onlara va’dedilen (asıl azap) (kıyamet) saatidir. O saat, ‘KURTULUŞ OLMAYAN DAHA KORKUNÇ BİR BELA’ VE DAHA ACIDIR. (Kamer Suresi, 45-46)

    Bir başka ayette ise o gün insanlar arasında hiçbir bağ; ne soy, ne akrabalık, ne de arkadaşlık bağları kalmadığı bildirilir:

    Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar; annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından. O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır. (Abese Suresi, 34-37)

    Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

    Şu yedi şey gelmeden faydalı amel etmekte acele edin:
    1- (Allah’ı) Unutturan fakirlik,
    2- Azdıran zenginlik,
    3- Sağlığı bozan hastalık,
    4- Bunaklık veren ihtiyarlık,
    5- Ani ölüm,
    6- Deccal,
    7- Kıyamet ki, hepsinden daha dehşetlidir. (Tirmizi, Hakim)

    İNSANLAR SARHOŞ GİBİDİR

    Karşılaştıkları olaylardan dolayı şiddetli bir korku, panik ve şaşkınlık içinde kontrolden çıkmışlardır:
    …İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah’ın azabı pek şiddetlidir. (Hac Suresi, 2)

    İnsanın şiddetli korku anında vücudunda meydana gelen değişiklikler ve kontrolsüz hareketleri ile sarhoş insanların tavırları birbirine çok benzer. Şiddetli bir korku anında baş dönmesi, ağlama görülür, görüntü bulanıklaşabilir. Vücudun kontrolü kaybolur. Şuursuzca hareketler yapılır, sözler söylenir. O gün sarhoş gibi olan insanlar kontrolsüz tavırlar sergileyerek oradan oraya koşmaya başlarlar. Kuran’da yapılan “İnsanların, ‘her yana dağılmış’ pervaneler gibi olacakları gün…” (Yunus Suresi, 4) benzetmesi, insanların bu durumlarını açıklamaktadır.

    GÖZLERDEKİ DEHŞET İFADESİ

    Gerçek olan va’d yaklaşmıştır, işte o zaman, inkar edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: “Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik” (diyecekler). (Enbiya Suresi, 97)

    Göz, insanın yaşadığı korkunun şiddetini ilk ele veren organdır. Ayette geçen “gözlerin yuvalarından fırlaması” benzetmesi, insanın yaşadığı korkunun şiddetini anlatır. Bu anda insanların göz bebekleri büyür, beyazı ortaya çıkar, donuklaşmaya başlar. Kıyametin gerçekleşeceği an insanlar bu korkuyu yaşayacaktır. Bu tüyler ürpertici olaylar karşısında kimsenin yapacak bir şeyi, başlarına gelenleri önlemek için getirecek çözümleri yoktur. Sadece korku duyarlar. Ayetteki benzetme bu korkuyu açıklıkla izah etmektedir.

    ÇOCUKLARIN SAÇLARININ BEYAZLAŞMASI

    Eğer inkar edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız? (Müzemmil Suresi, 17)

    Kıyamet gününün korkusu küçük çocukları da saracaktır. O günün gerçek mahiyetini bilmeyen, bunun sonsuz azabın ilk günü olduğunun bilincinde olmayan çocuklarda yetişkinlerden farklı bir korku vardır. İnsanlar geçici dünya hayatı boyunca yaptıkları ahlaksızlıkların pişmanlığı içindedirler. Çocuklar ne olduğunu dahi kavrayacak bir bilinçte değildirler. Buna rağmen gördükleri olayların şiddetinden dolayı saçları bembeyaz olur. Böyle bir fiziksel değişim, o zorlu günün büyüklüğünü anlamak açısından oldukça önemlidir. Çünkü o güne kadar dünyada çok çeşitli felaketler yaşanmıştır. Ama bu felaketlerin hiçbiri kıyamet günü meydana gelecek olaylarla kıyaslandığında çocukların saçlarını ağartacak kadar şiddetli değildir. Çocuklar kıyametin dehşetini sonuna kadar yaşamayacak ve Allah bu dehşeti sonuna kadar yaşamamaları için onların canını alacaktır.

    HAYVANLARIN DURUMU

    Gözünüzde vahşi hayvanları canlandırmaya çalışın, kaplanlar, aslanlar, kurt, çakal, ayı… Ancak kafes arkasındayken biraraya gelebilen bu hayvanlar, kıyamet günü meydana gelen olayların etkisi ile artık birbirleri ile mücadele etmeyi bırakacak ve biraraya toplanacaklardır. Binlerce vahşi hayvanın meydana getirdiği bu görüntünün ürkütücülüğü ise çok açıktır.
    Bu ürkütücü tablo şöyle anlatılmaktadır:

    Güneş, köreltildiği zaman,
    Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman,
    Dağlar, yürütüldüğü zaman,
    Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,
    Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman,
    Denizler, tutuşturulduğu zaman,
    Nefisler, birleştiği zaman,
    Ve ‘diri diri toprağa gömülen kızcağıza’ sorulduğu zaman:
    “Hangi suçtan dolayı öldürüldü?”
    Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman,
    Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman
    Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman,
    Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,
    (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir. (Tekvir Suresi, 1-14)

Sayfa başına git